Sabah Namazı Nasıl Kılınır
Sabah namazı beş vakit namazın ilkidir ve imsak vaktinden (tan yerinin ağarması, fecr-i sâdık) güneşin doğuşuna kadar kılınır. Türkiye'de Diyanet takvimlerinde "İmsak" olarak yazılan vakit sabah namazının girdiği, "Güneş" olarak yazılan vakit ise çıktığı andır; sabah namazı "Güneş"e kadar kılınmalıdır, güneş doğduktan sonra kılınırsa kaza olur. Günün diğer namazlarından farklı olarak Hanefi mezhebinde sabah namazı toplam dört rekâttır: önce iki rekât sünnet, sonra iki rekât farz. Sünneti Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hiç terk etmediği rivayet edilir; Müslim'deki hadiste "sabah namazının iki rekât sünneti dünyadan ve içindekilerden hayırlıdır" buyurur.
Namaza abdestli, kıbleye dönmüş ve niyet ederek başlanır. Niyet kalpte olur; Türkiye'de yaygın olan "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya" cümlesi dille söylense de söylenmese de geçerlidir; önemli olan hangi namazı kıldığının bilinmesidir. Ardından eller kulak hizasına kaldırılıp "Allahu ekber" denir (iftitah tekbiri) ve eller göbek altında bağlanır. Ayakta (kıyam) önce Sübhâneke, sonra Eûzü-Besmele ve Fâtiha sûresi okunur; Fâtiha'nın ardından bir sûre ya da en az üç kısa âyet (zamm-ı sûre) eklenir. İlk rekâtın kıraati bu şekildedir.
Sonra "Allahu ekber" diyerek rükûya eğilinir: sırt düz, eller dizlerde, en az üç kez "Sübhâne Rabbiye'l-azîm" denir. "Semiallahu limen hamideh" diyerek doğrulunur ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd" denir. Ardından tekbirle secdeye gidilir; alın, burun, iki el, iki diz ve iki ayağın parmak uçları yere değer, üç kez "Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ" denir. Tekbirle oturulur, kısa bir an beklenir ve ikinci secde aynı şekilde yapılır. Bu, bir rekâttır.
İkinci rekât için tekbirle ayağa kalkılır; bu kez Sübhâneke okunmaz, Besmele ve Fâtiha ile bir sûre okunur, rükû ve iki secde aynı şekilde yapılır. İkinci secdeden sonra oturulur (ka'de-i ahîre) ve Ettehiyyâtü, Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ duaları okunur. Sonra başı önce sağa çevirip "Esselâmü aleyküm ve rahmetullah", sonra sola çevirip aynısını söyleyerek namazdan çıkılır. Sünnet böylece tamamlanmıştır.
Farz da aynı yapıyla kılınır; farkı niyet ("sabah namazının farzını kılmaya") ve kıraatin sesli olmasıdır. Sabah, akşam ve yatsı namazlarının farzlarında imam kıraati açıktan okur; tek başına kılan kişi isterse sesli, isterse sessiz okuyabilir. Cemaatle kılınıyorsa cemaat Fâtiha'yı okumaz, sadece dinler; bu Hanefi mezhebine özgüdür, Şâfiî'de cemaat de Fâtiha'yı okur. Sabah namazının farzında uzunca sûreler okumak sünnettir; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) altmış ile yüz âyet arasında okurdu, ancak kısa sûrelerle kılmak da geçerlidir.
Sabah namazına kalkamayıp güneş doğduktan sonra uyanan kişi, o gün öğle vaktine kadar sünnetle birlikte kaza eder; öğleden sonra kaza edilirse yalnız farzı kılınır. "Uykuda kalanın ve unutanın günahı yoktur, hatırlayınca kılsın" hadisi (Müslim 684) bu durumu düzenler. Bilerek terk etmek ise ayrı bir konudur ve tövbe ile birlikte kazayı gerektirir.
İlk kez kılan biri için en zor kısım sûreleri ezberlemektir. Fâtiha farzdır ve mutlaka öğrenilmelidir; zamm-ı sûre için İhlâs, Felak ve Nâs gibi üç kısa sûre yeter. Sübhâneke, Ettehiyyâtü ve salli-bârik duaları ezberlenene kadar sadece Fâtiha ve kısa bir sûreyle kılınan namaz geçerlidir; eksik olan sünnettir, farz değil.